Milli Ekonomi İlkesi ve Uygulanması


Milli Ekonomi İlkesi ve Uygulanması: 23 Nisan 1920’de kurulan yeni Türk Devleti’nin en büyük amacı ülkeyi işgalden kurtarmak ve millî bağımsızlığı sağlamaktı. Atatürk, Millî Mücadele hareketini oluştururken bu savaşın amacını tam bağımsızlık olarak açıklamıştı. Tam bağımsızlık olarak da siyasi ve iktisadi alanlardaki bağımsızlığa işaret ediyordu. Mustafa Kemal, güçlü ve büyük bir devlet olabilmek için ekonomik alanda da güçlü olmak gerektiğine inanıyordu. Bunun için de bağımsız ve millî bir ekonominin kurulmasından yanaydı. Çünkü devlet ve millet hayatında millî bağımsızlığın en önemli dayanağı millî ekonomidir.

Atatürk, askeri ve siyasi zaferlerin bir devleti ve bir milleti kurtarmaya yetmediğine, asıl zaferin, askeri ve siyasi zaferler yanında bilim ve ekonomik zaferlere kavuşmakla kazanılacağına inanmıştı. Bu görüşünü, şu veciz cümleleriyle açıklıyordu: “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılamazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner. Bu kuvvetli ve parlak zaferimizi de taçlandıracak olan bayındırlık yolunda sonuç alabilmek için, ekonomik egemenliğimizin sağlanması ve güçlendirilmesi gerekir.” Büyük kurtarıcı, Loz

an Antlaşması ile kazanılan siyasi bağımsızlığın devam etmesi için ekonomik bağımsızlığın sağlanmasını kaçınılmaz sayıyordu. Bu görüşünü 17 fiubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasında şu şekilde belirtiyordu: “Millî egemenlik ekonomik egemenlikle pekiştirilmelidir.” Atatürk’ün bu açıklaması ekonominin devlet hayatındaki önemini de açıkça ortaya koymaktadır.

Mustafa Kemal’e göre tam bağımsız devlet ekonomik bakımdan da bağımsız olan devlettir. Ekonomik bağımsızlığın sağlanması içinde her şeyden önce bir ekonomik programın tespit edilmesi gerekiyordu. Bu amaçla, 17 fiubat – 4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir İktisat Kongresi toplandı. Kongreye sanayici, tüccar, çiftçi ve işçi kesiminden temsilciler katılmışlardır. 1135 delege ile toplanan kongrenin temel amacı, yeni Türk Devleti’nin ekonomik hedeşerini belirlemek, bu hedeşerin gerçekleşmesi için yapılması gerekenleri tespit etmektir. Ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi için yöntemler araştıran kongre uzun süren tartışmalar sonucunda Misak-ı İktisadi (Ekonomi Andı) kabul edilmiştir. Misak-ı İktisadi’ye göre: Yeni Türk Devleti’nin, başka devletlerin ekonomik denetimine ve boyunduruğuna girmeden, kendi çabası ile ekonomik kaynaklarını değerlendirmesi ve kullanması esastı. Yani ekonomide bağımsızlıktan taviz verilmeyecek ve millî kaynaklarımızdan yararlanılacaktı. Böylece millî ekonomi ilkesi kabul edilmiş oluyordu.

İzmir İktisat Kongresi’nde kabul edilen Misak-ı İktisadi’de yer alan bazı önemli maddeler şunlardır:

- Türk milleti, kan dökerek sahip olduğu millî bağımsızlık fikrinden hiçbir şekilde fedakarlık yapmayacaktır.
- Ekonomik gelişmemiz ve kalkınmamız millî bağımsızlık içinde sağlanacaktır.
- Siyasal bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlık da esastır.
- Hammaddesi yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır.
- Küçük imalattan büyük işletmelere geçilmelidir.
- Özel teşebbüse kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulmalıdır.
- Özel teşebbüsün gerçekleştiremediği yatırımlar devlet eliyle gerçekleştirilmelidir.
- Sanayinin teşviki ve millî bankaların kurulması sağlanmalıdır.
- Demiryolu inşaatı programa bağlanmalıdır.
- Yabancıların kurduğu tekellerden kaçınılmalıdır.
- İşçilerin durumu düzeltilmelidir.
Millî ekonomi ilkelerinin yürürlüğe girmesiyle, Türk Devleti ekonomi alanında üzerine aldığı görevleri yerine getirmeye başladı.

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması ve Cumhuriyet’in ilanı ile yeni bir döneme girilmiştir. Sağlanan barış ve yeni siyasi düzen, ekonomik alanda da toparlanma ve kalkınma tedbirlerinin alınmasına neden olmuştur. 1923 – 1933 yılları arasında geçen dönem yeni Türk Devleti’nin ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda kalkınmayı sağlamak bakımından hazırlık yılları olmuştur. Bu yıllarda yeni devlet derlenme, toparlanma altyapıyı düzenleme ve ekonomiyi yeniden organize etme çabalarında bulunmuştur. Tarımda üretimin ve verimliliğin artırılmasına, demiryolu yapımına önem verilmiştir. Ekonomideki yabancılaşmayı önlemek ve millîleştirmeyi sağlamak için yabancı şirketlerin elinde olan işletmeler devlet tarafından satın alınmıştır. Ayrıca ekonomik kalkınmanın finansmanını sağlamak için kredi kuruluşları oluşturulmuştur. İzmir İktisat Kongresi’nden sonra, memleketin ekonomik gelişmesi ve sanayileşmesi için özel girişimi destekleyen bir ekonomi politikası izlenmiştir. Fakat buna rağmen bu alanda istenen ve beklenen sonuç elde edilememiştir. Bu durum sebepleri sanayi konusunda işleneceğinden üzerinde durulmayacaktır.

Kaynak: T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Okulları (Açık Öğretim Lisesi- Meslekî Açık Öğretim Lisesi) İçin Hazırlanan 11. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 2 Ders Notları, Alim ÖZTÜRK, s 43, 2007

- Okuma Sayısı: Bu yazı 37458 defa okunmuştur.


serkan açılmaz diyor ki:

Osmanlının esir olduğu kapitülasyonlardan sonra milli bağımsızlığın en büyük sembolü milli ekonomidir milli ekonomi ilkesine bağlılık güçlü bir ülke olmak için gerekliydi Atatürk İzmir iktisat kongresinde bu durumu gayet güzel izah etmiş bence bilmeyen kimselerin Mustafa Kemalin buradaki konuşmasını okumasını şiddetle tavsiye derim.