Çağdaşlaşma ve Batılılaşma İlkesi


Çağdaşlaşma ve Batılılaşma İlkesi: İnkılapçılığın bütünleyicisi olan bu anlayış, çağdaş uygarlık seviyesini yakalamayı hedef alır. Çağdaşlaşma; çağın gerektirdiği bilgi, birikimle donanma, çağın gerekliliklerine uygun davranmaktır. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma, bilim ve teknolojiye yönelmedir. Batılılaşma ise daha kapsamlı bir kavramdır. Devlet ve toplum yapısının modernleşmesi, düşüncede ileri fikirleri benimseme olarak tanımlanabilir. Osmanlı Devleti, Tanzimat Dönemi'nden itibaren Batılılaşmaya çalışmış, ancak bunu tam olarak başaramamıştır. Türkiye ise Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla tamamladıktan sonra çağdaşlaşma hareketlerine başlamıştır. Köklü ve temelli yapılan devrimlerle çağdaş uygarlık ve teknolojiye yönelmiştir. Atatürk, Türk toplumunu her anlamda çağdaşlaştırmak istiyordu. Türk milletinin görüntüsünü de çağdaşlaştırmak için kılık kıyafet alanında devrimleri gerçekleştirmiştir. Çok yönlü gerçekleştirilen bu devrimler Türkiye'yi farklı bir seviyeye ulaştırmıştır. Batıdan alınan yenilikler, Türk kültürü ile birleştirilerek halka sunulmuştur. Özetle çağdaşlaşma ve Batılılaşma ile Türkiye her çağda, çağdaş olmayı başararak, değişen dünya düzenine ayak uydurmuştur.

Kaynak: 8. Sınıflar İçin TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Yardımcı Ders Kitabı, sayfa 254.

Bu başlıklar da ilginizi çekebilir:

- Atatürk Niçin Batı Medeniyetini Örnek Almıştır


- Okuma Sayısı: Bu yazı 8820 defa okunmuştur.


Hüseyin Atsız diyor ki:

Çağdaşlaşma denilen şey, bilim, teknik ve demokrasi gibi vazgeçilmez temel değerler açısından önemi ortada olduğu gibi, günümüzde ulusların aralarında oluşturdukları büyük ekonomik-siyasal ortaklıklarla somutlaşan varlığı, onu görmezden gelinemeyecek; hatta uğruna çıkılmış yürüyüşten geri dönülmeyecek bir zorunluluk haline getirmiştir. Çağdaş olabilmenin temel kaidesi de demokratik bir ülke olabilmekten geçmekte ve demokratik olabilmek için de çok uzun yolumuz var halen.