Atatürk’ün Mantıklılığı ve Gerçekçiliği

Atatürk’ün en önemli özelliklerinden biri de her işinde mantık kurallarının dışına çıkmaması, her sorunun çözümünde mantık kurallarına göre hareket etmesidir. Atatürk’ün gerçekleştirdiği bütün eserlerin temelinde mantık ve akılcılık vardır. Atatürk, “Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.” Diyerek bunu vurgulamıştır. Atatürk “ Bizim akıl mantık ve zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilidir. Biz ilhamlarımız gökten ve gaipten değil doğrudan doğruya hayatın kendisinden almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti, bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.” Diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin meydana getirilmesi için yapılan her aşamada akıl ve mantığın nasıl kullanıldığını dile getirmiştir.

Atatürk dikkatli, ölçülü ve aynı zamanda ihtiyatlı bir liderdi. Atılacak yanlış bir adımla ana hedefe ulaşma başarılarını tehlikeye sokabilecek durumlardan özenle kaçınırdı. Ona göre: “Bir işi zamansız yapmak o işi başarısızlığa uğratmak olur. Her şey sırası gelince ve zamanı gelince yapılmalıdır.” Zira yaptığı inkılâpları belli bir sistematik sıra gözeterek sürdürmesi ve tamamlaması onun mantıklı ve gerçekçi bir önder oluşunun en önemli kanıtı olarak kabul edilebilir. Bir diğer taraftan Atatürk’ün gerçekleştirdiği inkılâplar, o günkü Türkiye’nin sosyal yapısı ve ekonomik şartları dikkate alındığında, bunların, mantık ve akılcılığın üstünlüğünden kaynaklanarak gerçekleştirildiği kolayca anlaşılabilir.