Bu Sensin…


Bu Sensin…: Türk milletinin en acılı günlerinde önderliğini yapan, yaptığı devrimlerle cehalete ve yoksulluğa savaş açan, bunun sonucu ülkemizin bugünkü konumuna gelmesini sağlayan Atatürk’e karşı, Türkiye’nin aydınlık insanlarının ödeyeceği bir vefa borcu vardır. O borç, O’nun düşüncelerini kendimiz ve tüm insanlık için geleceğe taşımaktır. Çünkü, O’nun düşünceleri akıl, bilim, sevgi, barış, ahlak gibi vazgeçemeyeceğimiz güzellikler sunmaktadır. Türk insanı aşağıdaki anekdotta da işaret edildiği gibi geçmişte O’nu bağrına basarak, her türlü desteği vererek görevini yerine getirmiştir. Bundan sonraki görevin bize düştüğü bu görevin de geleceğe koşmak olduğu unutulmamalıdır.


İzmir yolunda ilerliyorduk. Köylüler, askerlerimizin girişini seyrediyorlar, onlara kırık testilerle su taşıyorlar, yürekten minnetlerini anlatmak için paralanıyorlardı. Tam yanlarına vardığımız sırada, bir nakliye kolu geçmemize engel oldu. Otomobil durdu. Atatürk istediği bir sigarayı yakmak üzere gözlüklerini kaldırdı. O sırada otomobilin yanına sokulan sakallı bir ihtiyar, koynundan muşamba rengini almış buruşuk bir kağıt çıkardı. Önce kağıdı, sonra dikkatle Atatürk’ü süzd

ü. Yine kağıda yine Atatürk’e baktı. Bu hareketi üçüncü defa tekrarladıktan sonra, şimdi hatırladıkça tüylerimi ürperten bir sesle:
- Bu sendin! diye haykırdı.
Ve arkasını dönerek, köylülere bir mümin heyecanı ile bağırdı.
- Mustafa Kemal, dedi... Mustafa Kemal!...
Bu feryadı duyanların nasıl birbirine karıştığını düşünemezsiniz.
Biz bütün gayretimize rağmen onların birbirini çiğneyerek otomobile dolmalarına engel olamadık. Çünkü onlar bilinci dışına taşmış bir sevgiden kuvvet alıyorlardı. Atatürk’ün yüzünü, ellerini öpüyorlar, çizmesinin tozlarına yüzlerini sürüyorlardı.

Salih BOZOK

Niyazi Ahmet BANOĞLU, Atatürk, Anekdotlar, Anılar s.116

- Okuma Sayısı: Bu yazı 13390 defa okunmuştur.