Tarih: 22.05.2012 Saat: 21:33:48

 

 

Ana sayfa | Yorumlar |Sen de Yaz| Sitene Ekle | Sık Kul Ekle | Ana sayfa Yap | Site Haritası | İletişim | Reklam |

Atatürk Menüsü
  Atatürk İnkılapları
  Atatürk İlkeleri
  Atatürk Devrimleri
  Belirli Günler Haftalar
  Atatürk Anıları
  Atatürk Haberleri
  Atatürk ve Dış Politika
  Atatürk Dönemi Savaşları
  Ateşkes ve Antlaşmalar
  İnkılap Tarihi Arşivi
  Atatürk Kütüphanesi
  Atatürk Makaleleri
  İnkılap Kütüphanesi
  Atatürk Videoları
  Çanakkale Savaşları
  Videolu Atatürk Dersleri
  Atatürk Resimleri
  Atatürk Özel Dosyası
  Atatürk Posterleri
  Atatürk Şiirleri
  Atatürk Özdeyişleri
  Atatürk Söylevleri
 
 
 
Google Bot: 270
 
 
 
 
Atatürk Dersleri - Vid


 Atatürkçülük, Tanımı ve Özellikleri Konulu Ders Videosu
(2709  Kez İzlendi)

 
 

Bu site, ebediyen minnettar olduğumuz büyük kurtarıcımız ve büyük insan Atatürk'e onun ilke ve devrimlerine gönül vermiş yüreği gerçek Atatürk sevgisi ile dolu olan vatansever kimselerce hazırlanarak ülke insanımızın hizmetine sunulmuştur.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun Kabulü ve İstiklal Mahkemeleri - T.B.M.M.'nin açıldığı tarihlerde Anadolu'nun iç ayaklanmaların etkisiyle nasıl olağanüstü bir tehlike içinde olduğunu görmüştük. Asayişsizlik, eşkıya, sefalet Anadolu'yu sarsıyordu. Yunan ordusunun ilerleyişi de moral çöküntü yaratmıştı. Asker kaçaklarının yarattığı tehlike büyük boyutlara ulaşmıştı.Silah altına çağrılanlar, İstanbul Fetvası'nın ve Padişah'ın askerliği kaldırıldığını bildiren ve T.B.M.M.'ni gayrı meşru ilan eden Ferman'ın etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor veya şubelerden ve kıtalarından kaçıyorlardı. açarken kendisine verilmiş olan silah ve cephanesini de götürüyordu.Bunlar iç ayaklanmaların insan gücünü oluşturuyorlardı. Bu sebeple düşmanla savaşacak ordu bulamıyordu.Hatta cephanelikleri bile koruyacak nöbetçi bulmakta güçlük çekildiği durumlara rastlanıyordu. Ayrıca casus, bozguncu, aleyhte propaganda ajanları, düşman ve İstanbul Hükümeti ile işbirliği yapanlar, düzenli ordu kurulmasını engelleyenlerin yarattığı tehlike de Ankara'yı sarmıştı.

Bütün bu sorunları çözmek, Ankara'nın B.M.M. irade ve otoritesini bütün Türkiye'de egemen kılması gerekiyordu. Yunan ordusu, önünde savaşacak düzenli bir askeri kuvvet olmadığı için kolayca ilerliyordu. Kuva-yı Milliye ise düşmanı oyalamaktan başka bir şey yapamıyordu. Meşru olmayan ve merkezi otoriteden yoksun, sorumsuz kuvvetlerle devletin gücünü kurmak olanaksızdı. Yunan cephesi, yalnızca Aydın, Manisa ve Bursa cepheleri değil, işgale uğramış, uğramamış bütün vatan topraklarının kurtuluşu için, ulusun tüm varını ortaya koyup savaşması gerektiği bir vatan cephesiydi. Bu sebeple bütün ulusun inanç birliği içinde ve bir otorite altında bütünleşmesi gerekiyordu. M. Kemal Paşa daha Kasım 1919'da ulusal güçlerin örgütlenmesini bildirmişti. Fakat Meclis'in açıldığı tarihte ulusal otorite bir türlü sağlanamıyordu. Padişah ve Hükümetin yarattıkları anarşi olağanüstü boyutlara ulaşmıştı.

Ayaklanmalar, soygun ve askerden firar olayları karşısında, Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Kuva-yı Milliye ve askeri birliklerin komutanları kendi güçlerine ve M. Kemal'in 17 Mart 1920'de yayınladığı "Vatanın çıkarlarına aykırı, memleketin huzur ve asayişini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin kanunen şiddetle cezalandırılmalarını." ve 21 Nisan'da Feke Kaymakamı'na gönderdiği "Ulusal harekatı fırsat bilip çapulculuğa kalkışanlara karşı Kuva-yı Milliye komutanlarıyla irtibat kurarak en şiddetli cezaların verilmesi."ni bildiren emirlerine dayanarak, suçluları asmaya kadar varan cezalar uygulanıyor, askerden kaçanların mallarına el konuyor ve evleri yıkılıyordu.

Ancak bu yöntem Meclis açıldıktan sonra M. Kemal Paşa tarafından istenmiyordu. Çünkü kanuni yöntemlerden ayrılanlar bulunuyordu. Oysa M. Kemal, mutlaka yasaların üstün olmasını istiyordu. Bazen casus, bozguncu, propagandacı ve kaçaklar için, 1914'de çıkarılmış bulunan "Esrar-ı Askeriyeyi İfşa ve Casusluk ve Hiyanet-i Harbiye Hakkında Kanun" uygulanıyordu. Ancak bu kanun Osmanlı kanunu olduğu için, Ferit Paşa ve Padişah aleyhine davrananların vatan haini olacağı anlamı çıkıyordu.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Kabulü

Ülkede iç güvenliği sağlamak, ulusal amaç çevresinde birleşmek ve T.B.M.M.'nin otoritesini egemen kılmak, huzur ve güvenliği sağlamak, kaçak olaylarının önüne geçip, düzenli orduyu kurmak için merkezi otoriteyi gerçekleştirecek bir yönteme ihtiyaç vardı. Özellikle Fransız Devrimi'nde devrim rejiminin, olağanüstü yöntemlerle ve yetkilerle donatılmış kuruluşlarca başarılı olduğu görülmüştü. 25 Nisan 1920'de Mehmet Şükrü Bey T.B.M.M.'nin otoritesine bütün "Osmanlı tebaasının" uyması için, Ulusal Meclis'in kararları aleyhinde bulunanlar veya uymayanlar ancak vatan haini olabilirler ve bu gibilerin de vatana ihanetle suçlandırılmaları gerekçesiyle bir önerge verdi. Osmanlı Kanunlarıyla işlerin yürütülmesini isteyenlerin karşı koymalarına rağmen Meclis 29 Nisan 1920'de "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"nu kabul etti:

Madde 1- Makam-ı mualla-yı hilafet ve saltanatı ve memalik-i mahrusa-i şahaeyi yed-i ecanipten tahlis ve taarruzatı def-i maksadına m'atuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisi'nin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan, hain-i vatan addolunur.

Madde 2- Bil-fiil hiyanet-i vataniyye'de bulunanlar salben idam olunur.... Bunun anlamı şuydu: Yüce hilafet ve saltanat makamını ve Padişah'ın topraklarını düşman elinden kurtarmak için kurulmuş bulunan T.B.M.M. nin meşruiyyetine fiilen veya yazı veya sözle karşı koyanlar vatan hainidirler. Bunların cezası idamdır. Bu kanun, Meclis'in otoritesinin sağlanması ve birliğin kurulmasında çok önemli bir adımdı. Devrim kanunu idi. Hilafet ve saltanat makamının kurtuluşu sözleri ise, ulusun Padişah'a olan dinsel ve geleneksel bağlarının etkisi ve Meclisteki saltanatçıların isteği ile konmuştu. Ancak kanunun uygulaması için olağan mahkemeler görevlendirildi. Bu sebeple dört aylık uygulama sonucunda istenilen başarı elde edilemedi. Diğer yandan Kuva-yı Milliye'nin kendi uygulamaları sürüyordu. Kitle halinde idamlar halkı Meclise karşı tepkiye itiyordu. Af dileyerek, Ulusal Mücadele'ye katılmak isteyenlere fırsat verilmiyordu.

Diğer yandan asker kaçaklarına hapis cezası verilmesi sebebiyle, birçok kişi cephede çarpışmaktansa, hapis yatmayı göze alarak firarı yeğliyorlardı. Asker kaçağına yardım edenlere ise bu kanunda bir ceza getirilmemişti. Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulayan mahkemeler Osmanlı döneminin yöntemleriyle çalışıyorlardı. Ulusal Mücadele'nin koşullarına cevap veremiyorlardı. Mahkeme kararına itiraz bir üst mahkemeye başvurma, temyiz, olağan dönemlerin uygulamaları, davaların hızını düşürüyor, cezanın ibret yönünü ortadan kaldırıyordu. Ulusal otoritenin sağlanabilmesi için devrim yöntemlerine başvurulması zorunlu duruma geldi.18 Ağustos 1920'de Dr. Tevfik Rüştü ve Mustafa Necati Beyler Meclis'te, "Telkin ve Tedhiş Kanunu" için bir öneri verdiler. Bu önerinin 3,4,5 inci maddeleri

"Madde 3- Seferberlik emrine icabet etmeyenlerin emvali müsadere, hanesi ihrak (yakılır), ailesi tehcir (göç) edilir ve tevrüd (karşı koyma) edenler de derdestlerinde (ele geçirildiklerinde idam olunur." çok ağır hükümler taşıyordu. Bu öneri tehlikenin olağanüstü boyutlarını ortaya koyması bakımından önemliydi. Cezalar ağır bulunduğu için red edildi. Fakat olağanüstü, devrim yöntemleri aranıyordu. Dr. Tevfik Rüştü Bey, çeteler ve kaçakların yarattığı tehlike karşısında, M. Kemal'e, "İhtilal Mahkemeleri" kurulması için bir öneri verdi. Fakat sonra isim "İstiklal Mahkemeleri" olarak değiştirildi.

2 Eylül 1920'de, Milli Savunma Bakanlığı'nca hazırlanan "Firar Ceraimini İrtikap Edenler Hakkında Kanun Tasarısı" Meclis tarafından Millî Savunma Encümenine gönderildi, 8 Eylül'de M. Kemal'in önerisiyle gündeme alındı. Milli Savunma Bakanı Fevzi (Çakmak) Paşa, olağanüstü ihtiyaca dayanarak, savaş zamanına ait olmak üzere "Firariler Hakkında Kanun"un kabulünü istedi. Asker kaçakları olaylarının çokluğunun vatanın kurtuluş ve bağımsızlığını tehlikeye düşürecek duruma geldiğini, bunun önüne ancak sert önlemlerle geçilebileceğini, eski kanunun etkili olmadığını belirten Milli Savunma önergesi ile konu tartışmaya açıldı. Bu önerge ile Meclis'te iki düşünce doğdu. Birincisi, "Kanunun bir zaruret olduğu ve cephe gerisinin tutulabileceği, asayişin bu sayede sağlanabileceği." ikincisi, "Memleketi ve halkı korkuya düşüreceği, Ulusal Mücadeleyi arkadan vuracak kuvvetleri çoğaltacağı ve halkı paniğe götüreceği." idi. Muhalif olanların bireysel haklardan söz etmeleri çok ilginçti. Ulusun ve vatanın varlığı için savaşıldığı, bütün ülke kaynaklarının seferber edilmesi gerektiği, ayaklanmalar, firari, casus, bozguncu, eşkıya tehlikesinin ülkeyi ve ulusu esir edecek boyutlara ulaştığı bir sırada bireyin özgürlüğünden söz etmek düşünülemezdi. Bu sebeple Meclis'te radikal grup ile tutucular arasında tartışmalar genişledi. 11 Eylül'de kanun oy çokluğu ile kabul edildi.

 
Okunma Sayısı: 18344 kez
Etiketler: Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun Kabulü ve İstiklal Mahkemeleri
 
 
 
İnkılap Tarihi arşivine En Son Eklenenler
 

Cumhuriyetin Kazandırdıkları - Cumhuriyetin Sağladığ...(246  Kez)
 

Cumhuriyetle Bir Milletiz...(166  Kez)
 

TBMM'nin (Kurucu Meclis) Açılışı ve Çalışmaları (23 ...(600  Kez)
 

Sütçü İmam Olayı - Sütçü İmam Olayı Nasıl Gerçekleşm...(381  Kez)
 

Türkiye’nin Jeopolitik Konumu - Stratejik Önemi ve B...(1355  Kez)
 

Kuvva-yı Milliye Nedir - Kuvva-yı Milliye Birlikleri...(572  Kez)
 

Kurtuluş Savaşı Sonrası Türkiye - Milli Mücadele Son...(819  Kez)
 

Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli...(1079  Kez)
 

Kuvva-yi Milliye Nedir - Ulusal (Milli) Kuvvetler Ha...(1177  Kez)
 

Avrupa Birliği Yolunda Türkiye (Türkiye ve Avrupa Bi...(3249  Kez)
 

Körfez Savaşları (1990 ve 2003 Irak Operasyonları)...(2528  Kez)
 

SSCB’nin Dağılması ve Yeni Dünya Düzeni...(5475  Kez)
 

Türkiye’ye Yönelik İç ve Dış Tehditler...(7217  Kez)
 

Kıbrıs Sorunu ve Kıbrıs Barış Harekatı (1974)...(3189  Kez)
 

İkinci Dünya Savaşı’ndan Sonra Yıllara Göre Türkiye...(3517  Kez)
 

Çok Partili Döneme Geçiş - Rus Tehdidi ve Demokrat ...(4984  Kez)
İnkılap Tarihi arşivinde En Çok Okunanlar
 

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler (Milli Cemiyetler) ...(85135  Kez)
 

19. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Yaşanan Gelişmeler ...(57696  Kez)
 

Erzurum Kongresi ve Önemi...(50703  Kez)
 

Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler (Türklerin Kurduğu ...(42842  Kez)
 

Mustafa Kemal Atatürk'e Mareşal Rütbesi ile Gazi Unv...(40139  Kez)
 

Sivas Kongresi ve Alınan Kararlar...(30918  Kez)
 

Lozan Barış Antlaşması ve Önemi...(20645  Kez)
 

Yeni Türk Devleti'nin İlk Anayasası (20 Ocak 1921)...(20244  Kez)
 

Azınlıklar Tarafından Kurulan Cemiyetler...(19017  Kez)
 

Güney Cephesinde Maraş ve Urfa'nın Kurtarılması ve A...(18823  Kez)
 

Sevr Antlaşmasının İmzalanma Nedenleri ve Antlaşmaya...(18769  Kez)
 

20.Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Yaşanan Gelişmeler...(18389  Kez)
 

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun Kabulü ve İstiklal Mah...(18344  Kez)
 

İstanbul'un İşgali (İstanbul'a İtilaf devletlerinin ...(17724  Kez)
 

Amasya Genelgesi (21-22 Haziran 1919)...(17081  Kez)
 

TBMM'ye Karşı Çıkarılan Ayaklanmalar...(15664  Kez)
 
 

Siteyi Arkadaşına Tavsiye Et!

 

Sizler de Büyük Kurtarıcımız ve Büyük İnsan Atatürk ile ilgili yorumlarınızı bize gönderebilir veya sitemiz hakkında verdiğimiz hizmetlerin kalitesi hakkındaki görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.Yapacağınız yorumlar sitemizin "YORUMLAR" bölümünde toplu olarak yayınlanmaktadır.

 


<
Görüşlerini Paylaş!>

 

 
 
 



Rastgele Resim
Rastgele Video
Rastgele Poster
Seçtiklerimiz
 
Atatürk'ün Okul Hayatı Çocukluğu Öğrencilik Yıllar...

1881 yılının bir bahar günü Selanik'de, üç katlı pembe bir evde dünyaya geldim. Doğum günümü hatırla...Devamı için tıklayın /20426 Kez.

 
Atatürk’te Politik (Siyasi) Sorumluluk...

Sorumluluk meselesini birçok alanlarda ele almak mümkündür. Fakat bu tür araştırmaların çeşitli bili...Devamı için tıklayın /2400 Kez.

 
Atatürk ve Türk Kültürü...

Bir ülkenin kalkınmasında sadece ekonomi, sanayi ve ticarette değil; sosyal ve özellikle kültürel al...Devamı için tıklayın /6312 Kez.

 
Mondros Ateşkes Antlaşması ...

Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında imzalanan ateşkes belgesi. Osman...Devamı için tıklayın /7819 Kez.

 
Atatürk'ün yatı Savarona…...

İsmini Hint okyanusundaki bir deniz kuşundan alan Savarona yatı, Golden Gate ve Brooklyn köprülerini...Devamı için tıklayın /2277 Kez.

 
Şerefimle Ölmeye Hazırım...

Her vatanın temelinde sıkıntı, yokluk, acı, gözyaşı ve ölüm vardır. Bütün bunlara daha iyi, daha onu...Devamı için tıklayın /2826 Kez.

 

 | Site Map  | Map List | E-Posta | Tavsiye Et! | Sen de Yaz | RSS | Atatürk Bannerları | İçindekiler | Panel |

 EN ÇOK ZİYARET EDİLENLER - www.ataturkinkilaplari.com - EN KAPSAMLI ATATÜRK SİTESİ

 

İnkılapçılık İlkesi...(14305)
 
 

18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma...(22207)
 
 

Atatürk’ün Çocuklar ile İlgili Anı...(20870)
 

19 Mayıs'ta Atatürk'ün Samsun'a Çı...(5155)
 

1923-1932 Arası Atatürk Dönemi Tür...(13149)
 

Galiçya, Romanya, Makedonya Cephel...(2443)
 

Lozan Konferansı’na Katılan Devlet...(6816)
 

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler (...(85135)
 

Atatürk İnkılapları (Devrimleri) K...(150454)
 

Türk Kadınının Kurtuluş Savaşına K...(143026)
 

Kabotaj Kanunu’nun Kabulü ve Önemi...(28384)
 

Çanakkale Savaşı ile İlgili Kısa B...(2117)
 

Atatürk’ün Evliliği - Atatürk’ün E...(6528)
 

ATATÜRK VE 29 EKİM CUMHURİYET BAYR...(91781)
 
 

Atatürk'ün Bursa Nutku...(5965)
 

Atatürk'ün Türk Dili İle İlgili Sö...(32004)
 

www.ataturkinkilaplari.com - En Kapsamlı Atatürk Sitesi

Copyright © 2007 - 2012 albatrosmmx