|
I_Kurtuluş Savaşı Öncesi |
| |
|
 |
Trablusgarp Savaşı |
İtalya, 19. yüzyılın sonlarına doğru, bugün
Libya adıyla anılan Kuzey Afrika'daki
Trablusgarp ve Bingazi'yi ile geçirmeyi
planlamıştı. O dönem İngiltere Mısır'a,
Fransa da Tunus'a hakim olmuş, İtalya da
gözünü Trablusgarp'a dikmişti. İtalya,
İngiltere ve Fransa'yla yaptığı gizli ve
açık anlaşmalarla Trablusgarp'ı işgal
onayını aldıktan sonra, 29 Eylül 1911'de
Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. 5 Ekim
1911'de Trablus'a asker çıkardı. 20 Ekime
kadar peş peşe Tobruk, Derne ve Bingazi
İtalyanların eline geçti.
Osmanlı ordusunun genç subaylarından bir
bölümü Trablusgarp'ı savunmak için gönüllü
olarak Mısır, Tunus yoluyla cepheye
gittiler. Binbaşı Enver Bey, Kolağası
Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker),
Fethi Bey (Okyar), Albay Neşet Bey bu
subaylar arasındaydı. Enver Bey, Trablus'ta
yerli Arapları teşkilatlandırarak savunmaya
katılmalarını sağladı ve Askeri birlikleri
üç komutanlığı ayırdı. Trablus Komutanlığı
: Kurmay Albay Neşet Bey Bingazi
Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Enver Bey
Derne Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Mustafa
Kemal Seyahati sırasında binbaşılığa
yükselen Mustafa Kemal, 8 Aralık 1911'de
Trablusgarp'a geldi. 22 Aralıkta Tobruk
Savaşı'nı kazandı. Derne'de 16/17 Ocak 1912
taarruzunda gözünden yaralandı. Bir ay
hastanede tedavi gören Mustafa Kemal, 6 Mart
1912'de Derne komutanı oldu. Derne'de
başarılı savunma muharebeleri yaptı.
Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşı'nın
çıkması üzerine 15-18 Ekim 1921 tarihleri
arasında, Osmanlı-İtalyan delegeleri
arasında imzalanan Ouchy (Uşi) Barış
Antlaşması ile sona erdi. Antlaşmaya göre
Trablusgarp ve Bingazi tam bir İtalyan
sömürgesi oldu. İtalya bununla da
yetinmeyerek, 5 Kasım 1911'de Trablusgarp ve
Bingazi'yi topraklarına kattığını dünyaya
duyurdu. Gönüllü subaylar Balkan Savaşında
görev almak üzere İstanbul'a döndüler.
| |
|
 |
Balkan Savaşları |
Balkanlarda dört devlete
(Bulgaristan,Yunanistan,Sırbistan,Karadağ)karşı
savaşan Osmanlı devleti savaş sonucunda
yenilmiş ve savaş sonrası yapılan Londra
antlaşmasıyla tüm balkan topraklarını ve
Trakya’daki topraklarını kaybetmiştir.
Ancak kısa bir süre sonra Balkan
Devletlerinin Osmanlı devletinden aldıkları
topraklar paylaşamamaları ve kendi
aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle II.Balkan
Savaşı çıkmıştır.Osmanlı Devleti’de bu
durumdan yararlanarak kaybettiği toprakları
geri almak için harekete geçmiştir.Bu
dönemde Balkan Savaşlarına katılmak amacıyla
Trablusgarptan İstanbul’a dönen M.Kemal paşa
Geliboluda görevlendirilmiştir.
II.Balkan Savaşı esnasında Trakyada
Bulgarlara karşı verilen mücadeleye M.Kemal
Bolayır kolordusu kurmay başkanı olarak
katılmıştır.Bolayır kolordusu bulgarlara
karşı büyük başarılar kazanmış ve Edirne’yi
Bulgarlardan geri almıştır.Aynı yıl
içerisinde M.kemel Sofya askeri ateşeliğine
atandı.II.Balkan Savaşları sonucunda yapılan
İstanbul antlaşmasıyla Meriç nehri sınır
kabul edilmiş Böylece Osmanlı Devleti I
Balkan Savaşında kaybettiği topraklardan bir
kısmını geri almayı başarmıştır.
 |
Çanakkale Savaşları |
I Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin en
başarılı olduğu cephe Çanakkale Cephesidir.
Dünya tarihinin en kanlı savaşı bu cephede
cereyan etmiştir. İngiltere ve Fransa,
müttefikleri Rusya'yla birleşerek savaşın
seyrini lehlerine çevirmek istiyordu. Rus
ekonomisi savaşın yükünü kaldıramaz hale
gelmişti. İtilaf Devletleri Osmanlı
Devletini saf dışı bırakmak, Rus Ordusuna
gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı
bir şekilde ulaştırmak, Kafkasya Cephesinde
bunalan Rusya'yı rahatlatmak ve Türk
Ordusunun geri çekilmesini sağlamak için
Çanakkale Boğazına harekat düzenlediler.
İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin
Çanakkale Boğazı'ndan geçişlerine 18 Mart
1915'te başarıyla karşı konuldu. İtilaf
Devletleri donanması ağır kayıplar verince,
Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarıp kara
muhaberelerini başlattılar. 25 Nisan 1915'te
Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini,
Mustafa Kemal'in komuta ettiği birlik
Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine,
Mustafa Kemal albaylığa yükseltildi.
General Harrington komutasındaki İngiliz
birlikleri 6-7 Ağustos 1915'te tekrar
taarruz etti. Anafartalar Grubu Komutanı
Mustafa Kemal, 9-10 Ağustos 1915'te 1.
Anafartalar Zaferi'ni kazandı Bu zaferi, 17
Ağustosta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta 2.
Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale
Savaşı'na katılan Türk Ordusu'ndan, çoğu
öğrenim çağında 253.000 subay, er ve erbaş
şehit oldu. Çanakkale'nin geçilemeyeceğini
anlayan İngiliz ve Fransızlar da,
arkalarında Türkler kadar kayıp bıraktılar.
19/20 Aralık 1915'te Anafartalar ve
Arıburnu'ndan, 8-9 Ocak 1916'da
Seddülbahir'den kesin olarak çekildiler.
 |
Arıburnu
muharebeleri |
Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusunun Nisan’da
yaptığı çıkarmanın temel amacı önce,
Kabatepe ile KüçükArıburnu
arasındaki kumsallık bölgeye çıkmaktı. İlk
aşamada Conkbayırı- Kocaçimentepe çizgisi
denetim altına alınıp, oradan
Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece,
Kuzeyde’ki Türk kuvvetlerinin Güneyde,
Seddülbahir bölgesindeki Türk
birliklerine yardımı engellenmiş olacaktı.
25 Nisan sabahı savaş gemilerinin, Türk
mevzilerini sürekli vuran koruyucu ateş
altında, Anzak
Kolordusu’nun 1. Tugayından 1500 kişilik ilk
hücum dalgası, çıkarma botlarının bir
şekilde kuzeye kayması sonucu,
saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine
Arıburnu Kesimine
çıkmak zorunda kalır.Bu noktada kıyı
gözetlemesi yapan bir Türk takımının
direnişine karşın, karaya çıkan Anzak
birlikleri belirli bir noktaya kadar
ilerler. Diğer taraftan, Bigalı’da bulunan
ordu yedeği 19. Tümen, 24-25 Nisan
gecesi Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta
idi. Gün ağarırken, Arıburnu yönünden top
seslerinin gelmesi üzerine,
19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bir
çıkarma yapıldığını anlayıp durumu Ordu
Komutanına bildirir, ancak bir
yanıt alamaz.
Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, kıyıda
çok zayıf gözetleme ve koruma birlikleri
olduğunu düşünerek ve
geniş bir sahile yayılmış olan 27. Alayın
da, ağır kayıplar verdiği haberini alınca,
düşmanın
Conkbayırı-Kocaçimentepe çizgisi ve
uzantısını ele geçirmesi durumunda,
onarılamayacak durumlarla karşılaşacağını
kavrar. Ordudan emir gelmemiş olmasına
karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu
yüklenerek, 57.Alayı bir batarya
ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirir.
Kendisi de durumu izlemek üzere
Conkbayırı’na çıktığında,, Arıburnu
kesiminden bazı askerlerin çekilmekte
olduklarını ve düşman birliklerinin de
bunları izlediklerini görür.
O anı Mustafa Kemal, Ruşen Eşref Ünaydın ile
yaptığı görüşme sırasında şöyle
anlatmaktadır.
“...Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261
rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve
korunmasıyla görevli olarak orada
bulunan bir müfreze askerin Conkbayırına
doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm...
Bu askerlerin önüne kendim
çıkarak:
-Niçin kaçıyorsunuz ? dedim.
-Efendim düşman dediler!
-Nerede?
-İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Gerçekten de düşmanın bir avcı kuvveti 261
rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir
serbestlik içinde ileriye doğru
yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün. Ben
kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler on
dakika istirahat etsin
diye...Düşman da bu tepeye gelmiş...Demek ki
düşman bana benim askerlerimden daha yakın!
Ve düşman benim yere gelse
kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti. O
zaman artık bilemiyorum, bilinçli bir
düşünme ile midir, yoksa önsezi
ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere:
- Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa süngünüz var,dedim.
Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere
yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doğru
ilerlemekte olan piyade alayı
ile dağ bataryasının yetişebilen
askerlerinin ‘ marş marşla’ benim bulunduğum
yere gelmeleri için, yanımdaki emir
subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü
takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere
yattı. Kazandığımız an, bu
andır...”
Gerçekten de, çekilen Türk askerleri mevzi
alınca, karşı taraf ta mevzi alıp duraklar.
Böylece, 57. Alay Öncü
Bölüğü'nün Conkbayırı’na yerleşmesi için
gereken süre kazanılmış olur. İşte bu an,
Çanakkale Savaşları Kara
Harekatı’nın kaderini belirleyen önemli
anlardan birisidir. Böylesine önemli anda
kilit rolü oynayan kişi ise,
tartışmasız Mustafa Kemal’dir. Bu husus,
Çanakkale Savaşları tarihiyle uğralan Türk
ve yabancı bütün uzmanlar
tarafından doğrulanıp vurgulanmaktadır.
Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa'nın
izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri
de emrine alan Tümen
Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya
geçmek üzere 57.Alay'a şu emri verir:
“ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi
emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek
zaman zarfında, yerimize başka
kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.”
25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye
yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan
tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır.
Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57.
Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü
hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda
kayıp vermiş ve sahile çekilmişler, kritik
ve endişeli anlar yaşamaktadırlar. Gene de
gün batarken, Anzak
Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni,
Arıburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde
yerleşme olanağı bulur. Bu tarihten
başlayarak harekat, 1915’in Ağustos ayına
kadar dört ay boyunca, Conkbayırı-
Kocaçimentepe-kabatepe bölgelerinde,
tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle
gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın
boğuşmalar şeklinde ve çok kanlı
çarpışmalarla geçecektir. Bu çarpışmalar
sırasında Türkler de, Anzaklar da ağır
kayıplar vermişlerdir. Ağustos ile
birlikte ise savaş şiddetli çarpışmalara
dönüşür. Tıpkı Seddülbahir’de olduğu gibi,
Anzak ordusu da taarruz
hedeflerine varamamış, çıktıkları yerlerde
3-4 km.lik bir mesafe ilerleyip, boşaltmaya
kadar da o noktada
kalmışlardır.
 |
Anafartalar Muharebeleri |
25 Ağustos 1915’ten Ağustos sonuna kadar,
Müttefikler hem Seddülbahir hemde
Arıburnu’nda başarılı olamayınca, Çanakkale
Boğazı’nı, geriden sarkarak ele geçirmek
amacıyla harekete geçerler. Bu arada General
Hamilton, Türk Ordusu’nun gerilerine sarkmak
ve çember içine alıp yok etmek için, Büyük
ve Küçük Kemikli Burunları arasında yeralan
Suvla sahillerine çıkıp, Anafartalar’da
üçüncü bir cephe açmaya karar verir. Hedef,
Conkbayırı ve Koçaçimentepe blokunu ele
geçirerek buradan ilerleyip, çanakkale
Boğazı’na inerek hakim olmaktır. Bu amaçla
da, 9.İngiliz Kolordusu'nu ,6-7 Ağustos
gecesi karanlıktan yararlanarak bölgeye
çıkartır. Amaç, sabah gün ağarmadan von
Sanders, Saros Grup Komutanına 7. ve 12.
Tümenlerle süratle Anafartalar kesimine
gitmesini ve karaya çıkan İngiliz
birliklerine 8 Ağustos sabahı erkenden
taarruz edilmesi emrini verir. Anafartalar
Müfrezesi komutanı Yarbay Vilmer’e de,
Saros’dan iki tümenin gelişine kadar,
İngilizlerin ilerleyişine engel olunmasını
emreder.
Liman Von Sanders, bundan sonra, Kurmay
Albay Mustafa Kemal’i, 8 Ağustos 1915 günü
saat 21.45’de, Anafartalar Grup
Komutanlığına atar. Anafartalar Grup
Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal, 9
Ağustos sabahı ,12. tümenle 9. İngiliz
Kolordusuna. 7.Tümenle de Anzak Kolordusu
ile işbirliği yapmasına engel olmak
amacıyla, damakçılık Bayırı yönünde
saldırıya geçer. Her iki tümenin saldırıları
da başarılı olur. İngiliz Birlikleri,
beklemedikleri bu karşı Türk taarruzu ile
şaşkına dönmüş, ağır kayıplar verirler.
Birinci Anafartalar Muharebeleri olarak
adlandırılan bu harekat sonunda, durum
değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal şöyle
demiştir: “...Gerçekte, düşmanın bir
kolordusunu zayıf bir tümenimle Kireçtepe-Azmak
arasında yenmiş, Tuzla Gölüne kadar takip
ederek orada tesbit etmiştim
Diğer taraftan yeni çıkan birliklerle
güçlendirilen 9. İngiliz Kolordusu,
Anafartalar yönünde iki kanat harekatı daha
denediyse de başarılı olamamıştır. Ancak,
Türkler açısından bu bölgede durum,
savunulması güç bir konum olduğu için
tehlikeli sayılırdı. Tehlikeli durumu
düzeltmek için Liman von Sanders, Kuzey
Grubundaki 8 Tümeni iki alayla takviye
ederek , Anafartalar grup Komutanı Mustafa
Kemal’in emrine verir. Tümen karargahına
9-10 Ağustos gecesi gelen Grup Komutanı
Mustafa Kemal, takviyeli 8. Tümeni 10
Ağustos sabahı karanlıkta, sadece süngü
kullanarak hücuma geçirir. İngilizlere çok
ağır kayıplar verdirilerek harekat başarılı
olur. Daha sonra, savunma yapılabilecek ek
arazinin ele geçirilmesi üzerine, ulaşılan
bu ileri çizgide de destek ve güçlendirmeler
yapılarak savunmaya geçilir. Böylece, diğer
bölgelerde olduğu gibi Anafartalar
Bölgesinde de savaş, boşaltmaya kadar ,
siper ve mevzi savaşına dönüşmüş olur. Diğer
bir deyişle, General Hamilton’un İkinci
Planı da başarısız olmuş, hedefine
ulaşmamıştır.
Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili
olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer
nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve
karşılıklı saldırılar sırasında, Türkler
mertçe, dürüstçe ve kahramanca çarpışmış,
insancıl meziyetlerini ve güçlü
kişiliklerini sergilemişlerdir. İster
Seddülbahir’de, ister Suvla’da ya da,
Anafartalar’da olsun durum aynıdır. rneğin
Kızılhaç çadırları ve hastane gemileri,
yaralı taşıyan botlar, ya da sedyeleri hedef
alan atışlar yapılmamıştır.Tepeler Türklerin
elinde olmasına ve olumlu doğa koşullarına
karşın, düşmanın sürekli olarak çekindiği
zehirli gaz kullanılmamış, su kaynakları
zehirlenmemiş, bu yöntemler hiçbir zaman
mert ve dürüstçe bir tutum sayılmamıştır.
Mustafa Kemal Anlatıyor :
"10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve
bütün boğaza hakim olmak için İngilizler
20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce
kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum
anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı
tamamen kalkmış, tan ağarmak üzere idi. 8.
Tümen komutanı ve diğer subaylarını
çağırdım. Mutlaka düşmanı mağlup
edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele
etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben
kırbacımla işaret verdiğim zaman hep
birlikte atılırsınız dedim.
Bu durumdan askerlerini de haberdar
etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında
olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek
düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce
askerin bulunduğu Conkbayırı'nda çıt
çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak
gecede dua ediyordu.
Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde
kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim.
Saat 04.30'da kıyametler kopmuştu İngilizler
neye uğradıklarını şaşırmıştı. Allah Allah
sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri
yırtıyordu.
Her taraf duman içinde ve heyecan her yere
hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi
gülleleri büyük çukurlar açıyor her tarafa
şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir
şarapnel parçası tam kalbimin üzerine
çarptı, sarsıldım elimi göğsüme götürdüm kan
akmıyordu. Olayı Yb. Servet Bey'den başka
kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını
emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması
cephelerde panik yaratabilirdi.
Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat
paramparça olmuştu. O gün akşama kadar
birliklerin başında daha hırslı olarak
çarpıştım. Yalnız bu şarapnel, kalbimin
üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan
lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece yani 10
Ağustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve
parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von
Sanders Paşaya hatıra olarak verdim. Çok
şaşırmış ve heyecanlanmıştı.
Kendileri de altın cep saatini bana hediye
ettiler. Bu hücumlarda İngilizler binlerce
ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve
Çanakkale'nin geçilmeyeceğini iyice anlamış
oldular
 |
Doğu Cephesi |
2 Kasım 1914'te Rus kuvvetlerinin Kars'a
doğru taarruzuyla cephede savaşlar başladı.
6/9 Kasım 1914'te Ruslarla Köprüköy savaşı
yapıldı. Ruslar yenilince biraz geri
çekildiler. 22 Aralık 1914'te Başkomutan
Vekili Enver Paşa'nın çetin kış şartlarını
rağmen Sarıkamış civarında Ruslara karşı
yaptığı harekatta 3. Ordu'ya mensup
askerlerden çoğu donarak şehit oldu. 60.000
şehit verildi.
1915 yılı baharında Ermenilerle birleşerek
güçlenen Rus birliklerinin taarruzu başarılı
oldu. Ruslar, Van ve Malazgirt'i aldılar 22
Temmuzda başlayan karşı taarruzla Van ve
Malazgirt 25/26 Temmuz 1915'te kurtarıldı.
1916 yılında Grandük Nikolas, Rus
kuvvetlerinin başkomutanı olunca, Ruslar
Kafkasya'daki kuvvetlerini artırarak
taarruza geçtiler. 16 Şubat 1916'da Erzurum
düştü. Trabzon'a da bir kolorduyla
ilerlediler. 3. Ordu,
Kemah-Refahiye-Tirebolu hattına çekildi.
Mart 1916'da Bitlis, Muş, Van, Hakkari de
Ruslar tarafından işgal edildi. Hükümet,
Çanakkale Bölgesinde bulunan 2. Ordu'yu
Kazım Karabekir komutanlığında doğu
cephesine kaydırdı. 10 Mart 1916'da atama
emrini alan Mustafa Kemal, Edirne'den
Diyarbakır'a kaydırılan 16. Kolordu'nun
komutanı olarak, 15 Mart 1916'da Doğu
Cephesinde göreve başladı. 7/8 ağustos
1916'da Muş ve Bitlis Ruslardan kurtarıldı.
Yıl sonuna kadar Ruslarla savaşa devam
edildi.
1917 yılında Rusya'da iç karışıklıklar
başladı. Ekim 1917'de Bolşevikler devrimle
yönetime el koydu. Yıl boyunca Rus
birlikleri işgal ettikleri topraklardan
çekildiler. 18 Aralık 1917'de Ruslarla
Erzincan Mütarekesi yapıldı. Mütarekeden
sonra Rus kuvvetleri Doğu Anadolu'yu tamamen
terk etti. 1917 kışı, hem Türkler hem de
Ruslar için güç şartlarda geçti. Soğuk ve
hastalıklar sebebiyle iki tarafta ağır
kayıplar verdi. Daha sonra 3 Mart 1918'de
Brest Litovsk anlaşamsı yapılarak Kars,
Ardahan ve Batum'un Osmanlı İmparatorluğu'na
bırakılması saptandı.
Rus birliklerinin geri çekilmesi üzerine,
savaş sırasında kurulmuş bulunan Ermeni
taburları Türk halkına saldırdı. 3. Ordu
Ermeni çeteleriyle savaşmak zorunda kaldı.
Ermeni kuvvetleri bozguna uğratılarak Nisan
1918 sonuna kadar, Kars, Ardahan, Batum
kurtarıldı ve Gümrü'ye girildi.
|
|
|
 |
Suriye Filistin Cephesi |
İngilizler 1914 yılı Aralık ayında Türk
dostu saydıkları Hidiv Abbas Hilmi Paşa'yı
yönetimden uzaklaştırarak, Mısır ve Süveyş
Kanalı'na tamamen egemen oldular. Bahriye
Nazırı ve 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın,
14 Ocak 1915'te 14.000 deveyle iki koldan
Süveyş Kanalı'na yaptığı harekat (1.Kanal
Savaşı) başarılı olamadı. 4 Şubat 1915'te
Birüsseba-Gazze'ye geri dönüldü. 1916
yılında Süveyş Kanalı'nı almak için 2. Kanal
Harekatı yapılırken, Mekke Şerifi Hüseyin
İngilizlerin kışkırtmasıyla Osmanlı
Devletine karşı ayaklandı. Ayaklanmanın
bastırılması için 4. Ordu'dan bir kısım
birlikler Hicaz'a gönderildi. Ordunun geri
kalan kısmıysa, Gazze-Şeria-Birüsseba
hattında savunmaya çekildi. 1917 baharında
İngilizler, Gazze'ye saldırdı.
1. ve 2. Gazze Savaşları yapıldı. İngilizler
Türklerin kahramanca savunması karşısında
çekilmek zorunda kaldılar. Takviyelerini
artırmaya başlayan İngilizlerin Filistin
Cephesinde toplanmaları üzerine, Cemal
Paşa'nın uyarısıyla Yıldırım Ordularının
Irak cephesinde kullanılmasından
vazgeçilerek Filistin ve Suriye'de
kullanılması kararlaştırıldı. Aynı yıl 7.
Ordu Komutanlığına atanan Mustafa Kemal
Paşa, Yıldırım Ordular Komutanı General
Falkenhayn ile anlaşamadı. Harbin yönetimini
tenkit eden iki rapor yazarak 6 Ekim 1917'de
komutanlıktan istifa etti. Savaş
hazırlıklarını tamamlayan İngilizler, 24
Ekim 1917'de 138.000 askerle taarruza
başladılar.
Birüsseba-Gazze Savaşı'nı kazandılar. 9
Kasım 1917'de Kudüs düştü. General Allenby
komutasındaki İngiliz kuvvetlerinin Mart
1918 başı ile 18 Mayıs arasındaki Telazur,
1. ve 2. Salt-Amman taarruzları başarıyla
durduruldu. 1918 yılında Falkenhayn'ın
yerine Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na
General Liman von Sanders atandı. 7. Ordu
Komutanlığına Mustafa Kemal Paşa yeniden
döndü. Yığınaklarını artıran ve mevcudu
460.000'e yükselen İngiliz ordusunun 19
Eylül 1918'de Filistin'de başlattığı taarruz
hızla gelişti ve Filistin tamamen
İngilizlerin eline geçti.
Yıldırım Ordular Komutanı, Halep'te savunma
düzeni kurma görevini Mustafa Kemal Paşa'ya
bırakıp, Adana'ya gitti. Mustafa Kemal bir
yandan İngilizlerle, diğer yandan Arap
silahlı çeteleriyle mücadele etmek zorunda
kaldı. Halep'in kuzeyinde bir savunma hattı
kurup İngilizler'i durdurmayı başardı. 31
Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nden bir gün
sonra Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na
atandı.
1.Sayfa
-
2.Sayfa |