Tarih: 19.05.2012 Saat: 15:45:22

 

 

ANASAYFA | YORUMLAR |Sen de Yaz| Sitene Ekle | Sık Kul Ekle | Anasayfa Yap | Site Haritası | İletişim | Reklam |

Atatürk Menüsü
  Atatürk İnkılapları
  Atatürk İlkeleri
  Atatürk Devrimleri
  Belirli Günler Haftalar
  Atatürk Anıları
  Atatürk Haberleri
  Atatürk ve Dış Politika
  Atatürk Dönemi Savaşları
  Ateşkes ve Antlaşmalar
  İnkılap Tarihi Arşivi
  Atatürk Kütüphanesi
  Atatürk Makaleleri
  İnkılap Kütüphanesi
  Atatürk Videoları
  Çanakkale Savaşları
  Videolu Atatürk Dersleri
  Atatürk Resimleri
  Atatürk Özel Dosyası
  Atatürk Posterleri
  Atatürk Şiirleri
  Atatürk Özdeyişleri
  Atatürk Söylevleri
 
 
 
Google Bot: 286
 
 
 
 
Atatürk Dersleri - Vid


 Atatürk'ün Askerlik Hayatı Konulu Ders Videosu
(4598  Kez İzlendi)

 
 

Bu site, ebediyen minnettar olduğumuz büyük kurtarıcımız ve büyük insan Atatürk'e onun ilke ve devrimlerine gönül vermiş yüreği gerçek Atatürk sevgisi ile dolu olan vatansever kimselerce hazırlanarak ülke insanımızın hizmetine sunulmuştur.

Atatürk Dönemi İle İlgili Çarpıcı Olaylar - 1936 yılının Ekim Ayı'nda o zamanki İngiltere Kralı 8. Edward ile Madam Simpson, Türkiye'de Atatürk'ün misafiri olarak bulunuyorlardı. Atatürk ve misafirleri bulundukları gemiden, Moda'daki deniz yarışlarını seyrediyorlardı. Atatürk çok keyifli ve neşeliydi. İngiltere Kralı 8. Edward ile Madam Simpson yanyana oturuyorlardı. Bir ara Madam Simpson elindeki dürbünü ile ayağa kalktı. Davetliler ve gazeteciler de kalktılar.

Kral da Ata'yı selamlayarak Madam Simpson'un arkasından kalkınca, Atatürk yanlarındakilere döner ve şöyle der: “Kral'ın Madam'a karşı zaafı olduğunu görüyorum. Korkarım ki, tahtını bu kadın yüzünden kaybedecek.” İngiltere tahtına çıkmış olan 8. Edward bir süre sonra Madam Simpson ile evlenmek isteyince, saray çevresindekiler ve hükümetin ileri gelenleri bu evlenmeye karşı geldiler ve engel oldular. Çünkü Madam Simpson asil tabir edilen bir aileden gelmiyordu. O halktan biriydi. Bunun üzerine 8. Edward İngiltere tahtından feragat ederek, Bayan Simpson ile evlenmişti. Bu olay Yirminci yüzyılın en büyük aşkı olarak kitaplara ve filmlere konu olmuştur.

Annesinin ölümünü Bilmesi

Latife hanım İzmir'de Uşşakizadeler'in köşkünde kalıyordu. Hastalığına iyi gelsin diye Zübeyde hanım İstanbul'dan oraya gitmişti. Ancak ne var ki, rahatsızlığı artan Zübeyde hanım Uşşakizadeler'in evinde oğluna hasret vefat eder. Latife hanım ve Yaveri Salih Bey; Paşa'ya annesinin ölümünü nasıl bildireceklerini kara kara düşünmekteydiler. Çünkü O'nun dünyada en sevdiği insan olan annesinin ölümünden büyük bir üzüntü duyacağını bilmekteydiler. Annesinin ölümünden habersiz olan Mustafa Kemal, aynı saatlerde trenle çıktığı Yurt gezisinde uyumaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde gördüğü kabus gibi rüya yüzünden kan ter içinde uyanır. Bir sigara yakar ve zile basarak kompartımanındaki hizmetine bakan Ali Çavuş'u çağırıp: “Gördüğüm rüya canımı sıktı...” der.

Ali Çavuş: “Hayırdır Paşam” deyince Atatürk de rüyasını anlatır: “Pek hayır olacağa benzemiyor... Kırlık bir y er dey misiz. Her taraf yeşillik. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor. Endişe ediyorum. Yaverlere söyle, İzmir'e telgraf çekip annemin sağlık durumunu sorsunlar.” Ve acı haber, kısa bir süre sonra Yaver Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu derhal anlayarak: “Annem öldü değil mi?” Ali Çavuş üzgün bir şekilde telgrafı uzatır: “Başınız sağ olsun Paşam.” Gözleri yaşla dolan Atatürk: “Bana malum oldu... Bana malum oldu... Bunun kabusunu gördüm ben. Anam... Zavallı çilekeş anam... Benim anam öldü başka analar sağ olsun.” diyerek koltuğuna çöker. Ne yazık ki annesinin cenaze törenine katılamaz ve Yurt gezisini kesmeden, içi kan ağlayarak vatan hizmeti için yoluna devam eder.

Bir Bedevinin Kehaneti

İtalyanlar uzun süredir elde etmek istedikleri Trablusgarp'a (Bugünkü Libya) 1911 yılında saldırmışlardı. Osmanlı Ordusu Anavatanı'ndan uzakta çarpışıyordu. Bu sıralarda bir grup subay da savaşa katılmak için Bingazi şehrine gidiyordu. Bunların arasında Mustafa Kemal de bulunuyordu. Yolda bir bedeviye rastladılar. Bu adam el falından çok iyi anladığını söyleyerek genç subayların fallarına bakmayı teklif etti. Hepsi avuçlarını gösterdiler. Talihlerini öğrenmek istediler. Sıra Mustafa Kemal'e gelmişti. Önce elini uzatmak istemedi. Arkadaşlarının ısrarı üzerine O da elini bedeviye uzattı. Sarışın subayın elini sert avuçlarına alan bedevi, bu elin çizgilerine bakar bakmaz, yerinden ayağa fırladı ve büyük bir heyecanla haykırmaya başladı: “Sen padişah olacaksın... Padişah olacak ve 15 yıl hüküm süreceksin.” Gülüştüler ve yollarına devam ettiler.

Yıl: 1911'di.Aradan yıllar geçti. 12 yıl sonra Atatürk, genç Türkiye Devleti'nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyetin 14. yılının sonlarına yaklaşıldığında hastalığı iyice ilerlemişti. Karaciğerinin şiştiğini görenler: “İçme paşam” dedikleri zaman, O, Bingazi yollarındaki el falına bakan bedeviyi hatırlatarak güldü: “Arap vaktiyle söylemişti.Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecektir. Hesapça bu son senemizdir.”

Yıl: 1938'di.Daha sonra yanında bulunan Fuat Bulca'ya eğilip fısıldar: “Bingazi'deki falcıyı hatırladın mı. Bana 15 yıl hükümdarlık yapacaksın demişti. İşte 15 yıl Fuat... Vadem doldu.” Atatürk'ün sağlık durumunun endişe verici boyutlarda olduğunu bilen Fuat Bulca yutkunup, endişeyle O'nun yüzüne bakar: “Siz hani falcılara inanmazdınız Paşam?”der. Atatürk bunun üzerine Fuat Bulca'nın koluna dokunup, aynı odada bulunan Hasan Rıza ve Cevad Abbas'ı göstererek; yavaş bir ses tonuyla şunları söyler: “Bu sırrı sakın onlarla paylaşma.Aramızda kalsın.”

Casusu Tanıması

16 Mart 1920'de İstanbul'un işgal edilmesi üzerine, Kemalettin Sami Paşa Anadolu'ya geçerken gemide bir Hintli ile tanışır. Bu adam Mustafa Sagir'dir. Milli harekete yardım için Hint Müslümanları'nın kendisini gönderdiklerini söyler. Böylelikle paşayı etkilemiştir. Ankara'ya telgraf çeken Sami Paşa, Mustafa Sagir'e ilgi gösterilmesini ister. Bir süre sonra Sami Paşa Atatürk'te Hintliyi anlatır ve görüşmesini rica eder. Ertesi gün Atatürk, Mustafa Sagir'i kabul eder. Bu görüşme uzun sürer. Hintli gönderilir. İki paşa yalnız kalınca Atatürk: “Bana bak Kemal bu adam casus!” der.

Kemalettin Sami Paşa: “Aman paşam siz de çok şüphecisiniz “diyerek Atatürk'e inanmaz. Atatürk konuşmayı keserek yaveri Hayati Bey'i çağırır ve şu emri verir: “Bu Hintli İngiliz casusu olacak. Kendisini takip etsinler. Mektuplarını da sansürde çok dikkatli okusunlar!” Bundan sonra Hintli'nin mektupları o zamanlar kimya hocası olan Avni Refik Bey'e verilir. Bir iki tecrübeden sonra gizli yazılar bulunur. Mustafa Sagir yakalanarak suçu itiraf ettirilir ve idam edilir.

Cepheyi Görüyordu

Sakarya Savaşı'ndan sonra idi. Bir subay cepheden alınan bilgileri Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal'e okuyordu. Kağıttaki notta cephe komutanlarından biri, Seyit Gazi'nin kuzeydoğu tarafında bir düşman fırkasının göründüğünden bahsediyordu. Bunun üzerine Mustafa Kemal kaşlarını çatarak: “Hayır! Orada düşman yoktur. İyi baksınlar.” Subay öğle yemeğinde geri geldi. Biraz da sıkılarak: “Haber aldım komutanım. Bahsedilen yerde düşman yoktur.”

Çanakkale'de Kaybolan Tabur

Yer: Yine Çanakkale. Çanakkale Savaşı insanlık tarihinin kaydettiği en büyük savaşlardan biridir. 8,5 ay boyunca Boğazın iki yakası adeta bir yeryüzü cehennemine dönüşmüştü. Bu savaşta yarım milyondan fazla asker hayatını kaybetti. Sadece İngiliz ordusunun kaybı 34.000 askerdi. Bu gün bunların 27.000'inin mezarı vardır. Yani kaybolan İngiliz askerlerinin sayısı 7000 civarındadır. Fakat savaş bittikten sonra hepsi değil, özellikle 267'si arandı durdu. Tarih: 10 Ağustos 1915 Yer: Çanakkale Olaya Şahit Olanlar: Yeni Zelandalı Askerler Olayı Rapor Edenler: istihkam Eri Künye No: 4/165 F. Reichard, istihkam Eri Künye No: l 3/416 R. Nevnes ve Künye Numarası verilmeyen istihkam Eri J.L. Newman Olayın Alındığı Yer: “Râtselhafte Phanomene” Dergisi Sayı: 64 İngilizler askeri tarihlerinin en büyük yenilgilerinden birine adım adım yaklaşıyorlardı...

İngiliz komutanı Sir Hamilton, korkunç bir yenilgiye uğrayacağını sezmiş, savaşı kazanmanın tek şansını, taze kuvvetlerle birlikte yapılacak büyük bir saldırıda görmüştür. Kraliyet Norfolk Alayı, taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 Temmuz 1915'de İngiltere'de gemilere bindirildiler. Ve Çanakkale'ye doğru yola çıktılar. Savaşta her şey olabilirdi ama Norfolklular, Çanakkale'de başlarına gelecek olayı asla düşünemezlerdi... Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri'ne bir gece karanlığında ani ve hızlı bir saldırı yapmayı planlamıştı. Bu is için 12 Ağustos gecesi 54. Tümen ilerlemeye başladı. İçlerinde Norfolklular'ın Tugayı da bulunuyordu. Tepelerin yamacına kadar gelecekler ve şafak sökerken saldırmak üzere hazırlanacaklardı. Fakat, gece yürüyüşünün yapılacağı Küçük Anafartalar Ovası denilen yerde, Türk askerlerinin pusuya yattığı zannediliyordu. Bu yüzden Norfolklular'ın bir Tümeni önden giderek yolu açmak amacıyla, l 2 Ağustos öğleden sonra harekete geçti.

Bu öncü Tümen'in ilerleyişi, tam bir bozgunla sonuçlandı. Gelibolu Savaşı'nda İngilizlerin gösterdiği şaşkınlık ve beceriksizliğin tipik bir örneğini verdiler. Öğleden sonra, saat 4'de topçu desteği başlayacaktı ama 45 dakikalık bir gecikme oldu. Haberleşme hatası yüzünden gecikmeyi öğrenemeyen topçu desteği gereksiz yere, saatinden önce ateşe başladı ve boşuna ateş gücünü harcadı. Savaş alanı hiç incelenmemişti, İngiliz komutanlarının, arazi hakkında bilgileri yoktu. Hedefleri hakkında tam bir karara varamamışlardı. Haritaların çoğu sonanda çalakalem çizilmişti ve yarımadanın diğer tarafını gösteriyordu. Ayrıca Türk kuvvetlerinin gücünden de habersizdiler.

163. Tümen, gün ışığında çıplak ovayı geçmeye çalışmanın bariz bir hata olduğunu anladığında, ancak 900 metre kadar ilerleyebilmişti. 4. Norfolk Taburu onların gerisindeydi. Türkler'in direnci, İngilizlerin tahmin ettiğinden çok daha büyüktü. İngiliz Tümeni'nin büyük bir kısmı yoğun makinalı tüfek atışı altında kaldığı için, olduğu yerde çakılmıştı. Ancak sağ tarafta yer alan 5. Norfolk Taburu daha az bir mukavemetle karşılaştığından ilerlemeye devam etti. Esrarengiz Bulutun İçine Doğru... İşte, tam bu sırada, 22 kişilik Yeni Zelanda sahra birliğinin gözleri önünde, Norfolk Alayı'nın 4. Taburu'na bağlı askerler, karşılarındaki tepeye doğru yürümeye başladılar.

Tepenin üzeri, ekmek somunu şeklinde beyaz bir bulutla kaplıydı, İngiliz askerleri, yavaş yavaş tepeye yaklaştılar ve bulutun içinde gözden kayboldular. Bulut yüzünden askerler görülmüyordu. Son asker de bulutun içine girdikten sonra, beyaz bulut yavaşça havalanmaya başladı ve rüzgarın aksi yönüne doğru hareket etti. Bulutun hareket etmesiyle birlikte tepenin üstü de, görüş alanına açılmıştı. Ama 4. Norfolk Taburu'ndan hiç bir asker tepede görünmüyordu! Komutan Hamilton, İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener'e gönderdiği telgrafta, olaya şöyle anlattı: “Savaş sırasında, 163. Tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok. garip bir şey meydana geldi. Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en önemli kısmı böyle başladı. Mücadele iyice kızışmış ve iyice karışmıştı.

Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiç bir haber alınamadı. Ormanlık bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı, içlerinden hiç biri geri dönmedi.” 267 kişi hiçbir iz bırakmadan kaybolup gitmişti.Savaş sonunda bu Tabur kayıp ilan edildi. 1918 yılında Anadolu işgal edildiğinde, İngiltere'nin ilk talebi, bu Tabur'un iadesi olmuştu. Buna karşılık Türkler böyle bir Tabur'un varlığından haberdar olmadıklarını bildirmişlerdi. Bu Olayın Sonunda Yenilgi Kaçınılmaz Oldu O gün, öğleden sonra başlayan ilerleyişin başarısızlıkla sonuçlanması, Sir Hamilton'ın savaşı kendi lehine döndürme ümidini de yok etmişti. Böylece, 1915 yılı sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyük bir yenilgiye uğradılar. Gelibolu Savaşı, 8,5 ay sürdü ve 46.000 askerin ölümüyle sonuçlandı. O zamanın savaşları için, bu korkunç bir rakamdı.

50 yıl sonra... Çanakkale Savaşı'nın bitmesinden 50 yıl sonra, olayın görgü tanıklarından üç Yeni Zelandalı asker ortaya çıktılar ve çok önemli bir açıklama yapmak istediklerini bildirdiler: “Aşağıda anlatılanlar, 12 Ağustos 1915 tarihinde meydana gelmiş garip bir olayın dökümüdür...” sözleriyle başlayan bir rapor sundular. Raporda bu garip olayın ayrıntıları, tüm açıklığıyla anlatılmıştı. Raporlarını: “...Olayın 50. yılında, geç de olsa, aşağıda imzası olan bizler, anlattığımız bu olayın kelimesi kelimesine doğru olduğunu beyan ederiz” sözleriyle bitiriyorlardı... Olaya Dünya Basını'nda Geniş Bir Şekilde Yer Verildi Bu savaşta hayatta kalanlar, yaşadıklarını hiç bir zaman unutmadılar. Hatıralarını gelecek kuşaklara anlattılar. Savaşın tarihi yazıldı. Ölenlerin, yaralıların, kaybolanların sayısı tespit edildi. Şimdi o yılları yaşayan çok az sayıda insan kaldı... O yıllarla ilgili unutulmayan pek çok şey oldu... Fakat tek bir şey, özellikle unutulmadı. O da, Norfolk alayının garip bir şekilde kaybolan askerleriydi.

Efsunlu Kemal

Mustafa Kemal yönettiği savaşlarda cephenin ateş altında sık sık dururdu. Siperleri dolaşarak hatta bazen öne çıkarak askerlerin moralini yükseltmeye çalışır, tüm gelişmeleri yakından takip ederdi.Atatürk'ü karalayan bir yazar olarak bir hayli eleştirilen ve bir zamanlar kitabı Türkiye'de yasaklanan H.C. Armstrong bile “Bozkurt” adlı kitabında Mustafa Kemal'in mucizevi bir şekilde vurulamadığından bahseder:Bir keresinde yeni kazılmış bir siperin dışında duruyordu.Avcılarımızın yoğun ateşi altındaydı. Bir İngiliz Bataryası da o sipere ateş açtı. Toplar menzili ve hedefi buldukça şarapneller gitgide daha yakınlarına düşmeye başladı. Vurulması matematiksel olarak kesindi.Kurmayları sipere girmesi için yalvarmaya başladılar. Dürbünle görüyorduk. Fakat o sigara yakıp gayet sakin bir şekilde sigara içmeye başladı. Ne yakınında patlayan şarapneller, ne de yoğun avcı ateşi Mustafa Kemal'e bir şey olmuyordu. Çünkü O'nu vuramıyorduk. O, zaman zaman eline bir tüfek alıp yoğun ateş altında, siperden dışarı çıkıyor, Avustralya siperlerine dikkatli, telaşsız ve isabetli atışlar yapıyordu.

Bu kısa menzilde bile avcılarımız onu vurmayı başaramıyorlardı. Vurulmuyordu... Onu vuramıyorduk... Bu inanılmaz gerçeği büyük bir şaşkınlıkla kaleme alan Armstrong, sonra şöyle devam ediyor: Sonra duyduk ki, Mehmetçik adı verilen Türk Neferleri bu inanılmaz olayı gördükten sonra Mustafa Kemal'e bir isim takmışlar: “Efsunlu Kemal...” Bu isim askerlerimizin moralini bozmuştu. Gelip soruyorlardı: “Karşıdaki Türk Birliği'nin komutanı kim? O mu?” “Hayır... Hayır...” diyorduk, “O değil, O burada değil, sakin olun...”

Gördüğü Son Rüya

26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor: O geceyi rahatsız geçirdi. İlk hafif komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında: 'Demek ölüm böyle olacak' diyerek uzun bir rüya gördüğünü anlattı. 'Salih'e söyle, ikimizde kuyuya düştük, fakat o kurtuldu' dedi.' Atatürk'ün, burada “kuyuya düşme” sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümünün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise, Atatürk'ün vefat etti gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un intihar etmesi ve sonunda kurtarılmasını simgeliyordu...

Başkent Ankara

Atatürk'ün Ankara'yı Başkent yapmasının ardındaki sebep bir hayli ilginçti. Bu sebebi açıklarken aynı zamanda yeni bir kehanette daha bulunuyordu. “Ben Türk'ün imkansızı imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara'yı istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar yeşil ağaçların çevirdiği villalar arasından uzanan yeşil sahalar, asfaltlar ve binalarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz, yakında olacak...” Ankara 13 Ekim de Başkent oldu... Fakat Cumhuriyet'in ilk yılları da neredeyse boş denecek kadar az bir nüfusa sahipti ve kırsal bir alanda kuruluydu. Bunun için bazı Batılı devletler büyükelçi göndermeyeceklerini açıklamalarına rağmen, Atatürk ve Türk Hükümeti kararlarından hiç bir zaman vazgeçmediler.

Ancak Atatürk bu konuda da haklı çıkacaktı... Atatürk'ün bu sözlerinin de çok kısa bir süre sonra gerçekleştiğini, Batılı devletler büyük bir şaşkınlıkla izlemişlerdir. Bu arada Ankara'nın Başkent olacağı ile ilgili kehanette bulunan bir başka kişi daha vardı... Bu kehanet; Tarikatı Aliye Sufi şeyhlerinden Müştak Dede'nin 1848 yılında basılan “Divan”ında yer alan bir şiirde ortaya çıkıyordu. Bu şiirde Ankara'nın Başkent olacağına dair bir kehanette bulunulmuştur. Müştak Dede'nin Sufi anlayışına uygun olarak kehanetini şifreli bir şekilde yazdığı şiirinin l, 3, 5, ve 7 nci mısralarında sırasıyla Arapça Elif, Nün, Kaf, Re ve He harfleri vurgulanmaktadır. Bu harfler A, N, K, R, H yi yani Ankara'yı belirler. İkinci mısrada belirtilen bu yerin Ankara olacağı, yedinci mısrada da bunun hay-u hu ile yani Kurtuluş Savaşı kastedilerek, gürültü-patırtıyla gerçekleşeceği ima edilmektedir. Üstelik Ebcet hesabıyla birinci mısranın açılımı yapıldığında, hicri tarih ortaya; çıkmaktadır. Ayrıca Başkent olacak yerin Ankara olduğu dokuzuncu mısrada geçen Sultan Hacı Bayram'a ilişkin ifadeyle; de açıklanmaktadır. Çünkü Hacı Bayram Veli'nin türbesi Ankara'da yer alır.

 
Okunma Sayısı: 5464 kez
Etiketler: Atatürk Dönemi İle İlgili Çarpıcı Olaylar
 
 
 
Atatürk Kütüphanesine En Son Eklenenler
 

Atatürk kaç Yılında - Kaç Yaşında Cumhurbaşkanı Old...(71  Kez)
 

Atatürk’ün Açık Sözlülüğü ile İlgili Yazı...(1269  Kez)
 

Atatürk ‘ün Sabır ve Disiplin Anlayışı - Sabırlı ve...(1266  Kez)
 

Atatürk'ün Öğrenim Hayatı - Eğitim Hayatı - Okul Hay...(1312  Kez)
 

Atatürk'ün Özel Hayatı - Atatürk'ün Özel Yaşamı...(1191  Kez)
 

Atatürk’ün El Sanatlarına İlgisi ve El Sanatlarına V...(2278  Kez)
 

Atatürk’ün Seyirlik Oyunlara İlgisi ve Seyirlik Oyun...(2128  Kez)
 

Atatürk’ün Çalışmaları ile Atatürk’ün Çalışma Şekli...(2158  Kez)
 

Atatürk’ün Halk Oyunlarına İlgisi - Sevgisi - Mera...(2629  Kez)
 

Atatürk'ün Etkilendiği Yazarlar Hangileridir...(5681  Kez)
 

Atatürk’ü Etkileyen Fikir Adamları Kimlerdir...(9862  Kez)
 

Atatürk’e Göre Çalışmanın Anlam ve Önemi...(2251  Kez)
 

Atatürk’ün Örnek Vasıfları - Nelerden Hoşlanır - Nas...(3177  Kez)
 

Atatürk Nasıl Bir İnsandı – İnsani Özellikleri ile A...(3005  Kez)
 

Atatürk Nasıl Çalışırdı – Atatürk’ün Çalışma Ciddiye...(3337  Kez)
 

Atatürk'ün Katıldığı Savaşların Kronolojisi...(4443  Kez)
Atatürk Kütüphanesinde En Çok Okunanlar
 

Atatürk İnkılapları (Devrimleri) Kronolojisi...(149483  Kez)
 

Mustafa Kemal Atatürk'ün Okuduğu Okullar...(98258  Kez)
 

Kısaca Atatürk İlke ve İnkılaplarının Anlatımı...(63075  Kez)
 

Dört Şehir (Selanik, Manastır, İstanbul Sofya) ve Mu...(34377  Kez)
 

Kurtuluş Savaşı ( Milli Mücadele) Kronolojisi...(31941  Kez)
 

Atatürk İlkelerinin Amaçları ...(30341  Kez)
 

Bütünleyici İlkeler - Atatürk’ün Bütünleyici İlkeler...(28671  Kez)
 

ATATÜRK'ÜN ESERLERİ...(26223  Kez)
 

Atatürk İnkılaplarının Amaçları...(25185  Kez)
 

Atatürk’ün Kurduğu Kurum ve Kuruluşlar ve Bunların L...(23358  Kez)
 

Atatürk’ün Yazdığı Geometri Kitabı ve Önemi...(21699  Kez)
 

ATATÜRK'ÜN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ...(21607  Kez)
 

Atatürk'ün Yazdığı Şiirler...(20980  Kez)
 

Atatürk'ün Okul Hayatı Çocukluğu Öğrencilik Yılları...(20389  Kez)
 

Mustafa Kemal Atatürk’ün Önder Oluşu...(19688  Kez)
 

Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar (I_Türk Kurtuluş Savaş...(19401  Kez)
 
 

Siteyi Arkadaşına Tavsiye Et!

 

Sizler de Büyük Kurtarıcımız ve Büyük İnsan Atatürk ile ilgili yorumlarınızı bize gönderebilir veya sitemiz hakkında verdiğimiz hizmetlerin kalitesi hakkındaki görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.Yapacağınız yorumlar sitemizin "YORUMLAR" bölümünde toplu olarak yayınlanmaktadır.

 


<
Görüşlerini Paylaş!>

 

 
 
 



Rastgele Resim
Rastgele Video
Rastgele Poster
Seçtiklerimiz
 
Atatürk’ün Ahlaki kimliği...

Atatürk, gerek etkileyici kişiliği, gerekse ahlaki meziyetleri ile tüm dünyanın kalbinde taht kurmuş...Devamı için tıklayın /2943 Kez.

 
Atatürk’ün Dış Politika Anlayışı...

1919 ‘da Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı’nı oluşturmaya başlarken, dünya, I. Cihan Savaşı ertesi dönem...Devamı için tıklayın /9663 Kez.

 
Atatürk'ün İleri Görüşlülüğü...

Atatürk ün en önemli özelliklerinden biri, ileri görüşlülüğüdür. Başarılı bir komutan ve devlet adam...Devamı için tıklayın /27030 Kez.

 
Kuvva-yi Milliye Hareketi ve Batı Cephesinin Oluşt...

Kuva-i Milliye; Yurdun işgali karşısında çeşitli yörelerde ortaya çıkan milli direniş örgütlerine Ku...Devamı için tıklayın /6502 Kez.

 
Atatürk’ün Ailesi - Atatürk’ün Ailesi ve Soyu ile ...

Atatürk’ün Ailesi ve Soyu Hakkında Bilgiler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustaf...Devamı için tıklayın /2812 Kez.

 
Milleti Kurtarıncaya Kadar...

Türk milletinin acı ve sıkıntılarını kendi içinde hisseden Atatürk, milletin içinde bulunduğu sıkınt...Devamı için tıklayın /1186 Kez.

 


 | Site Map  | Map List | E-Posta | Tavsiye Et! | Sen de Yaz | RSS | Atatürk Bannerları | İçindekiler | Panel |

| Atatürk'ün Hayatı | Atatürk'ün Kişisel Özellikleri | Atatürk'ün Eserleri | Atatürk'ün Ailesi | Atatürk'ün Okul Hayatı |
 | Atatürk İçin Ne Dediler | Atatürk'ün Soy Ağacı | Atatürk'ün Yazdığı Şiirler | Atatürk'ün Kurduğu Kurumlar | Atatürk Kronolojisi |
 | Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hk. Kanun | Atatürk'ün Silah Arkadaşları |

www.ataturkinkilaplari.com - En Kapsamlı Atatürk Sitesi

Copyright © 2007 - 2012 albatrosmmx